Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün “tarihi regülasyonu” kükürt emisyonu, 1 Ocak 2020 itibarıyla hayata geçti. Ancak buna rağmen sektör hâlâ belirsizliklerle karşı karşıya.

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO), 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren uluslararası sulardaki emisyonların düşürülmesine yönelik yürürlüğe soktuğu Düşük Kükürt Yönetmeliği, denizcilik sektörü ve deniz taşımacılığı için bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu yıl itibariyle; nakliye fiyatları, işletme maliyetleri, küresel navlun oranları, nakliye ve petrol ekonomisi, scrubber talebi, gemi hurdası ve daha fazlası için tam kapsamlı sonuçlar doğurmaya başlayan karar doğrultusunda denizcilik sektörü, kükürt emisyonlarını yüzde 80’den fazla azaltmak zorunda kalacak.

Aslında gemilerden gelen kükürt oksitleri (SOx) emisyonlarını azaltmaya yönelik IMO düzenlemeleri ilk olarak 2005 yılında MARPOL Sözleşmesi (Gemilerden Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Önlenmesi Sözleşmesi Ek VI) yürürlüğe girdi. O tarihten beri de kükürt oksitleri üzerindeki sınırlar aşamalı olarak sıkılaştırıldı. Ancak yıl başında hayata geçen yeni düzenleme, bugüne dek hayata geçenlerin en katı olanı. Yeni emisyon standartlarının temelinde dünya denizciliği tarafından üretilen kirliliği önemli ölçüde azaltmak yatıyor. Şüphesiz ki, hem kısa hem de uzun vadede bu kararın en kazançlı kesimi doğa ve insanlık olacak.

Yeni regülasyonun yaptırımı, gemi yakıtlarında yüzde 3,5 olan kükürt üst sınırını yüzde 0,5’e indirmek. Şu an için deniz taşımacılığının küresel emisyonlardaki payı yüzde 3-4 seviyesinde. IMO Deniz Çevresini Koruma Komitesi, gemilerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, 2050 yılında yüzde 50, karbon yoğunluğunun ise 2030’a kadar yüzde 40 ve 2050’ye kadar yüzde 80’den fazla azaltılmasını hedefliyor. Uzun vadede ise, emisyonlar tamamen ortadan kaldırılacak.

Ancak dünya ticaretinin yüzde 90’ını taşıyan denizyolu taşımacılığı, kısa vadede yüklü bir maliyetin altına girmek zorunda kalacak. Yeni kükürt kuralları ile beraber, 2020’de yakıt maliyetleri tahmini olarak yüzde 25 (yaklaşık 24 milyar dolar) artacak. Bunun ötesindeki mesele ise, yapılan araştırmalara göre, yeni dönem başlamış olmasına rağmen, sektör henüz tam olarak ne yapacağından emin değil ve hazırlıksız.

Yeni Regülasyona Tam Uyum Birkaç Yıl Sürecek

Hayata geçecek olan bu kural, uluslararası ticarette çalışan 55 bin gemiyi ilgilendiriyor. Gemi işletmeleri, bu tarihten itibaren düşük sülfürlü alternatif yakıtlar kullanmak zorunda kalacak. Bugün itibariyle sektörün günlük akaryakıt kullanımı 3,8 milyon varil civarında ve küresel akaryakıt talebinin yarısından sorumlu. Bu nedenle, IMO’nun kükürt düzenlemelerinin, uyumlu yakıt fiyatlandırmaları ve kullanılabilirliği konusunda da kısa vadede zorluk yaratacağı tahmin ediliyor. Denizcilik sektörü, küresel ekonomi genelinde geniş kapsamlı sonuçlara sahip olan daha pahalı yakıtları kullandıkça, navlun maliyetleri de artacak. Aslında bu etki, 2019 ortasından itibaren hissedilir hale geldi ve rafinaj ile nakliye sektörlerinin duruma tam uyumunun birkaç yıl süreceği belirtiliyor.

2020’den sonra ağır fueloil’in yerine düşük kükürtlü HFO veya deniz gazı yağına (Marine Gas Oil- MGO) talep artacak. Kısa vadede tercih edilen çözüm ise gemi yakıt sistemlerinin LNG yakıtlarına dönüştürülmesi. Şu anda LNG ile çalışan 125 gemi bulunuyor ve 136 gemi de inşa halinde veya siparişi verilmiş durumda.

Yılda yaklaşık 11 milyar ton yük, 55 bin civarında aktif çalışan gemilerle dünya denizleri arasında taşınıyor. Gemilerin bu hareketi sonucunda yıllık 350 milyon ton bunker (gemi yakıtı) tüketiliyor. Bugün tüketilen bunker ürünlerinin yüzde 80’ini fueloil, yüzde 20’sini de gasoil oluşturuyor. 2020’den sonra ise ibrenin tersine dönmesi bekleniyor. Yeni emisyon kontrollerinin devreye girmesi ile kullanılacak bunker ürünlerinin yüzde 70’inin gasoil (distillates), yüzde 20’sinin fueloil ve yüzde 10’unun LNG olacağı tahmin ediliyor.

Gemi işletmelerinin düşük sülfürlü yakıt için daha pahalı yakıtları kullanması gerekiyor. Şu anda kullanılan yüksek sülfürlü yakıtın tonu limanına göre; 310 ile 380 dolar arasında bulunurken, MGO’nun tonu 480 ile 670 dolar arasında değişiyor. Rafineriler, yılın ikinci yarısı ve üçüncü yarısında sektörün ihtiyaç duyduğu oranda alternatif yakıt üretebileceğini belirtiyor. Fakat dünya çapındaki tüm limanlarda belirtilen tarihe kadar yeterli miktarda uygun yakıtın bulunup bulunamayacağına dair gemi işletmelerinin şüphesi bulunuyor.

Denizcilik Sektörü Yeni Sürece Hazır Mı?

IMO deniz yakıtlarında maksimum kükürt oranının bu yıl itibariyle düşmesi gerektiğini açıkladığından bu yana denizcilik sektörü, küresel ticaret için maliyetleri artırmadan kurala uymanın çalışmalarını yapıyor. Bazı gemi sahipleri, egzoz temizleme sistemlerini kurarak, yüksek kükürtlü yakıtlar kullanmaya devam ediyor. Bir diğer grup ise, düşük sülfürlü yakıta geçmeyi tercih ediyor. Sektörde ise her iki durumunda navlun oranlarını artıracağı görüşü hakim. Bir diğer görüş ise IMO’nun bu yıl devreye aldığı bir diğer uygulama olan Sülfür Düzenlemesi ve Balast suyu arıtım sistemlerine getirilen kuralların tedarik sıkıntısı yaratacağı yönünde. Sektör, düşük sülfürlü yakıt talebini karşılamak için yeterli miktarda petrol olduğu konusunda endişeler taşıyor.

Uluslararası ticaretteki 55 bin geminin sadece yüzde 3 ila 5’inin scrubber sistemini monte ettirdiği tahmin ediliyor. Yapılan araştırmalar, armatörlerin scrubber yerine düşük sülfürlü yakıt seçeneğini daha çok tercih ettiğini gösteriyor. Çünkü Scrubber maliyeti, geminin büyüklüğü ve tipine göre 2 ile 6 milyon dolar arasında değişiyor. Diğer yandan yüksek kükürtlü yakıta olacak talebe dair de belirsizlikler var. Bu durum farklı yakıt kalitelerinin yanı sıra düşük sülfürlü yakıt elde etmek için farklı türdeki ham maddelerin de değişebileceği anlamını taşıyor. Sektördeki öncü yatırım şirketleri, gemi sahiplerinin scrubber veya düşük kükürtlü yakıt kullanımına yönelik seçimlerinin kritik olduğunu ve gelecekte düşük sülfürlü yakıt rafinerilerine yatırım yapmanın avantaj getireceği görüşünde.

IMO 2020 regülasyonlarına yönelik herkesin ortak olduğu konuların başında yakıt ve yatırım maliyetlerinin navlunları yukarı yönlü oynatacağı. Sektörün uzmanları ilk etapta navlunlarda yüzde 20 artış bekliyor. Sektörün genel tutumu olan “bekleyelim görelim” anlayışının aksine konteyner armatörleri, navlunları direkt artırma yöntemine gittiler.

ABD ve Avrupa gibi denizcilik sektöründe önde gelen bölge ve ülkelerin, 2020 hazırlıklarına çok daha erken başladığından sene ortalarına kadar adapte olacakları düşünülürken, diğer ülkelerdeki gemi sahiplerinin ve işletmecilerinin henüz bir yol haritası oluşturamadığı ve kafalarda birçok soru işareti olduğu ifade ediliyor.

Ayrıca global piyasa koşulları, armatörlerin ve işletmecilerin hamlelerini sınırlamış durumda. Çin’de kabotaj bölgesinde Tier1 çalıştırılmama kararı, Endonezya ve Hindistan’ın ivmelenmelerinin beklenenin altında kalması, Amerika Çin arasındaki soğuk ticaret savaşı, Avrupa’daki ekonomik kriz, ham madde ve üretim sorunları piyasaları baskı altında tutuyor. Bu sebeple de pek çok şirket, ikinci gemi alımına yönelik bütçe ayıramıyor ya da adım atamıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu noktada büyük bir ticari fire vereceği düşünülüyor.

Sektöre Maliyeti 50 Milyar Doların Üzerinde Olacak

OECD Uluslararası Taşımacılık Forumu, geçtiğimiz yıl yayımladığı bir raporda, tüm teknolojiler uygulandığı takdirde, 2035 yılına kadar karbon emisyon miktarının yüzde 82 ile yüze 95 arasında azaltılabileceğine vurgu yaparak ülkeleri, bu konuda etkin rol almaya davet ediyor: “Hükümet politikaları sıfır karbonlu deniz taşıtlarını daha çekici kılabilir ve yatırımları sürdürülebilir teknoloji ve yakıtlara yöneltebilir. Böylelikle deniz taşımacılığı daha sürdürülebilir bir sektör haline gelebilir ve bu vesile ile özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde yeşil kalkınma ve yeşil istihdam kaynağı olabilir.”

Diğer yandan deniz yakıtları için belirtilen yeni çevresel kuralların, deniz taşımacılığına 50 milyar doların üstünde ekstra maliyet getireceği tahmin ediliyor.