Yayınlanma Tarihi: 02 Temmuz 2020

Koronavirüs Salgınının Lojistik Sektörüne ve Sözleşmelere Yansımaları

İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Burcu Çotuksöken, Koronavirüs Salgınının Lojistik Sektörüne ve Sözleşmelere Yansımasını Argemonia’nın 17. Sayısı için Değerlendirdi.

COVID-19 salgını sebebiyle, sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumu, her somut olay için ayrı ayrı değerlendirilmelidir çünkü salgının her sözleşmeye etkisi farklı şekilde olmaktadır.

Tüm dünyayı etkileyen COVID-19, kuşkusuz ülkemizi de birçok alanda etkiledi ve etkilemeye de devam etmektedir. Bu alanlardan biri de lojistik ve taşımacılık sektörü olmuştur. Neredeyse tüm dünyada ülkeler sınırlarını diğer ülkelere kapattı. Sınırların kapanması neticesinde de ticaret hayatı, dış ticaret ve doğal olarak da lojistik bu durumdan büyük ölçüde olumsuz bir şekilde etkilendi. Bütün bunları dikkate aldığımızda lojistik sektöründe de tarafların sorumlulukları ve sözleşmelerin geleceğinin etkilenmesi kaçınılmaz olacaktır.

Yaşadığımız bu olumsuz süreç, mevcut sözleşmelerle yüklenen edinimlerin gereği gibi ifa edilememe sorununu ortaya çıkarmaktadır. COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle sözleşmeden doğan edinimlerin gereği gibi ya da hiç yerine getirilememesinde mücbir sebep kavramı ortaya çıkmaktadır. Mücbir sebep kavramı, Türk Borçlar Kanunu’nun 136. ve 138. maddelerinde belirtilmişse de bu kavramın açık ya da net bir tanımı, ilgili maddeler içeriğinde yapılmamıştır. Mücbir sebep kavramının tanımı, çerçevesi ve sınırları Yargıtay kararları ve doktrine bırakılmıştır.

Bir olayın, durumun, olgunun mücbir sebebin taraflarının kontrollerinin dışında gerçekleştirilmiş olması, hukuki ilişkinin doğduğu ya da kurulduğu esnada böyle bir olayın öngörülemeyecek olması, öngörülse bile sonuçlarının bu kadar ağır olacağının öngörülememesinin ve tüm tedbir ve önlemlerin alınmasına rağmen etkilerinin ortadan kaldırılamayacak olması ve harici dış bir etkenden ileri gelmesi gerekmektedir.

11. HD 15.12.2014 2014/13893E. 2014/19777K. sayılı kararda mücbir sebep, “Mücbir sebep, bir sorumluluğun yerine getirilmesini veya bir hakkın veya hukuksal imkanın veya kanuni bir avantajın kullanılmasını veya talep edilmesini, kısmen veya tamamen, geçici veya daimi surette engelleyen, bu niteliği dolayısıyla sorumluluğu kaldıran veya yerine getirilmesini, süresini ve vadesini geciktiren veya sorumluluğun niteliğini değiştiren, bir hakkın veya hukuksal imkanın veya kanuni bir avantajın kullanılmasına ilişkin sürelerin yeniden tanınmasını, sürelerin uzatılmasını veya eski hale iade edilmesini gerekli ve zorunlu kılan, kişinin önceden beklemediği, öngöremeyeceği ve tahmin edemeyeceği, beklese ve tahmin etse bile, kişilerin alabilecekleri her türlü tedbirlere rağmen meydana gelmesini engelleyemeyeceği, kişilerin tedbir alma ve ihmalde bulunmama yükümlülüklerini aşan nitelikte ve ağırlıkta olan, dıştan gelen, olağanüstü, olağan dışı, mutad ve devamlı olanın dışında gerçekleşen nitelikte bir olay, olgu veya durumdur” şeklinde tanımlanmıştır.

Bununla birlikte Yargıtay 2017 tarihli bir kararında salgın hastalığı bir mücbir sebep olarak kabul etmiştir.

Bu tanımlar ve doktrindeki genel görüşlere göre COVID-19’un mücbir sebep olarak kabul edileceğine dair şüphe yoktur. Ancak söz konusu durumun her sözleşme bakımından farklı şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. COVID-19, sözleşmedeki edimlerin ifasını engellemeyecek boyutta ise ve aralarında uygun illiyet bağı bulunmuyorsa bu durumda bu sözleşme için COVID-19 mücbir sebep olarak kabul edilmeyecektir.

COVID-19 virüsünün mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, sözleşmelerin geleceği bakımından önem arz etmektedir. Ancak, her sözleşmenin kendine özgü özel hükümler içerdiğini göz önüne alırsak, sözleşmelerin kendi içerisinde değerlendirilmesinin yerinde olacağını bir kere daha belirtmemiz gerekmektedir. 

COVID-19’un hukukun değişik alanlarındaki hukuki sonuçları farklı farklı olacaktır. Bunlardan birinin de lojistik sektörü olduğunu ifade edebiliriz. 

COVID-19’un sebep olduğu salgın tehlikesi ne yazık ki hâlâ geçmiş değildir. Adli süreçlerin durması ve yargılama faaliyetlerinin de henüz başlamaması nedeniyle mevcut durum ile ilgili henüz bir yargı kararı da ortaya çıkmış değildir. COVID-19 salgın hastalığının tüm sözleşmeler açısından bir mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, değerlendirilmesi halinde nasıl uygulanacağı konusunda kesin bir karara varmak mümkün değildir. Ancak COVID-19 ve yaşadığımız süreç, sözleşmelerde düzenlediğimiz mücbir sebep maddesinin ve içeriğinin önemini bir kere daha ortaya koymuştur. Dolayısıyla sözleşmeler yapılırken ya da mevcut sözleşmeler revize edilirken, bu husus özellikle dikkate alınmalı ve düzenlenmelidir.

Taraflarca öngörülmüş mücbir sebebin sonuçları yine taraflarca değerlendirilmeli ve buna ilişkin hükümler sözleşmede ayrıntılı bir şekilde yer almalıdır. Sözleşme içerisinde mücbir sebebe ilişkin yaptığımız özel düzenlemeler özellikle taşıyıcı bakımından ileride sorumluluktan kurtulma noktasında önem arz edecektir. Fiilen ve fiziken taşımayı engelleyen ve öngörülemeyen bir durum söz konusuysa, CMR madde 17/2 ve TTK 876’ya göre mücbir sebep ve dolayısıyla da sorumluluktan kurtulma hali olarak değerlendirilebilecektir. Yine bununla birlikte taşıma süresinin uzaması, taşıma taahhütleri, sağlanan garanti ve teminatlar, ücretlendirme kriteri bakımından ve zaman tarifesi bakımından verilen taleplerde de mücbir sebebe dayanarak sorumluluktan kurtulma iddiası söz konusu olabilecektir.

Lojistik sektöründe taşımacılık faaliyeti yerine getirilirken bir taşıma ya da teslim engelinin ortaya çıkması durumunda taşıyıcı, bu durumu özellikle gönderene yazılı olarak bildirmesi, sonrasında da gönderenden talimat alması bu süreçte adeta bir yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yükümlülüğünü yerine getiren taşıyıcı en yüksek özeni de yerine getirmiş ve bunu da ispatlamış olacaktır. Gönderen hiçbir şey söylememiş ya da malın geri getirilmesini istemiş olabilir. Malın geri getirilmesinin istenmesi durumunda talimata göre hareket eden taşıyıcı yaptığı masrafları gönderenden alma hakkına sahip olabilecektir. Bu durumda taşıyıcı mücbir sebep kaynaklı sorumluluktan kurtulma olanağına da sahip olacaktır. Gönderenin, taşıyıcının yazılı bildirimine sessiz kalması, hiçbir talimatta bulunmaması durumunda ise artık taşıyıcı seçimlik hakları içerisinden (örneğin taşıyıcının malı istediği bir depoya indirmesi, malı satıp tasfiye etmesi gibi) en uygun çözümü bulacak şekilde hareket edebilecektir.