Uluslararası ticaretin yoğun olarak gerçekleştiği özellikle son yarım yüzyılda farklı ülke kanunlarının yol açtığı belirsizlik ve anlaşmazlıkların ortadan kaldırılabilmesi için ortak kurallara ihtiyaç duyulmuştur. Dış ticarete konu eşyanın satışına ilişkin hukuk kurallarının ortak olması çabaları birçok uluslararası anlaşmaları da beraberinde getirmiştir.

Dış ticarete ilişkin kurallar, Uluslararası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce-ICC) tarafından broşürler yayınlanana kadar genelde ticari örf ve adetlere göre şekillenmiştir. Söz konusu örf ve adetlerin dünyanın her yerinde aynı şekilde uygulanamaması nedeniyle zaman içerisinde ortak kuralların konulması ihtiyacı ortaya çıkmış ve bu kapsamda 1919 yılında merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Ticaret Odası (ICC) kurulmuştur. ICC, günümüzde 139 ülkede ticaret, imalat ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren binlerce şirketin üye olduğu bir kuruluş olup, küresel çapta ticaretin gelişmesi ve kurallara uygun yapılması amacı ile hizmet etmekte ve dış ticarette geçerli olan kuralları “broşür” adlı küçük kitapçıklar halinde yayınlamaktadır. ICC’ye üye ülkelerin bu broşürleri mutlaka kullanma zorunlukları olmamakla birlikte tarafların satış sözleşmelerine dahil etmeleri durumunda bağlayıcı nitelik kazanmaktadır.

ICC, uluslararası ticaret ilişkilerinde anlaşmazlıkları, uyuşmazlıkları ve hukuksal ihtilafları ortadan kaldırmak ve böylece alıcı ve satıcının para ve zaman kaybını önlemek amacıyla bazı kurallar getirmiş ve bu düzenlemeler ilk kez 1936 yılında Incoterms® adıyla yürürlüğe girmiştir. Incoterms®, Uluslararası Ticari Terimler’in (International Commercial Terms) kısa hali olup, alıcı ile satıcı arasında ürünlerin nerede ve ne şekilde teslim edileceğine ilişkin detayları belirleyen ve ICC tarafından detayları belirlenmiş kurallardır.

Incoterms® aynı zamanda Uluslararası Ticaret Odası’nın ticari bir markasıdır. 1936 yılından sonra üyelerden gelen yorumlar ve tavsiyeler doğrultusunda 1953, 1967, 1976, 1980, 1990, 2000, 2010 ve en son 2020 yılında olmak üzere sekiz kez revizyon geçirmiştir.

Uluslararası ticarette alıcının ve satıcının aralarındaki sözleşmede hangi ülke kurallarının geçerli olacağı ve ticari terim yorumlarının ülkelere göre değişmesinden kaynaklanan birtakım zorluklar, Incoterms® kullanılması ile azaltılabilmektedir. Incoterms®, tek başına yazıldığında bir anlam ifade etmemekte ancak yanına teslim yerine ait bilgi eklendiğinde anlamlı olmaktadır.

Günümüzde teslim şekilleri ve Incoterms® kavramları aynı anlamda kullanılmaktadır. Bu kurallar ithalatçı ile ihracatçı arasındaki uluslararası ticarette masrafları ve sorumlulukları düzenlemektedir.

Incoterms® kapsamına;

  • Malların teslim yeri ve zamanı,
  • Hasarın kime ve nasıl ait olduğu,
  • Nakliye ve sigorta ile gümrük masraflarının paylaşımı,
  • Sigortanın zorunlu uygulanacağı haller ve
  • Belgeler girmektedir.

 

Teslim şeklinin tarafları, içinde yer aldığı satış sözleşmesinin de tarafları olan satıcı ve alıcıdır. Satıcı ve/veya alıcının talimatı ile çeşitli rollere sahip olan gümrükçü, banka ve taşıyıcı gibi diğer taraflar teslim şeklinde taraf olarak yer almazlar.

 

 

Incoterms® 2020’de Yapılan Başlıca Değişiklikler

Incoterms® 2020 kuralları, daha ekonomik ve pratik olarak kabul edilebilecek birçok değişiklik getirmiş ve teslimat yöntemleri daha açık ve basit bir şekilde düzenlenmiştir. Incoterms® 2020 kurallarının getirdiği değişikliklerin kısa bir özeti aşağıdaki gibidir:

 

 

 

EXW (Fabrikada Teslimata Teslim) ve DDP (Teslim Edilen Ücret Ödenmiş) Değerlendirmesi:

EXW teslim şekli uluslararası ticarette kullanılan en eski teslim şekli olup, satıcının malı kendi tesisinde paketleyip hazır bulundurmak dışında bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Ülkemiz ihracat beyannamelerinin yaklaşık yüzde 32’si EXW teslim şekliyle gerçekleştirilmektedir. EXW teslim şeklinin diğer uçtaki karşılığı ise alıcıya en az sorumluluk yükleyen DDP teslim şeklidir. Ancak ülkemiz gümrük mevzuatına göre, yurt dışında yerleşik olan firmanın gümrük işlemlerini yerine getirmesi mümkün değildir. Bu durum ayrıca yenilenen Avrupa Birliği Gümrük Kanunu’na (Customs Code of the European Union) göre de aykırılık taşımaktadır. EXW ve DDP kurallarını tercih eden şirketler, aşağıdakiler gibi gümrük prosedürlerini yerine getirmede zorluklarla karşı karşıyadır:

EXW kurallarına uygun olarak, alıcı hem ithalat hem de ihracat prosedürlerinden sorumludur. Ancak, alıcı, özellikle ihracat yapılan ülkede yerleşik bir şirket değilse, ihracat işlemlerinde güçlüklerle karşılaşabilir. Bu nedenle, EXW için Incoterms® 2020’nin “Açıklayıcı Notlar” bölümünde, alıcı ihracat yapmak istiyorsa FCA’nın (Serbest Taşıyıcı) daha uygun olduğu vurgulanmaktadır.

DDP kurallarına göre, satıcı hem ihracat hem de ithalat işlemleri yapmakla yükümlüdür. Özellikle satıcı ithalatçı ülkede yerleşik bir şirket değilse, çeşitli zorluklarla karşılaşabilir. Incoterms® 2020 kuralları ile, satıcının ithalat prosedürlerini yerine getirmesini ve yerinin sağlanmasını sağlamak için DAP (Yerinde Teslim Edildi) teslimat yöntemini seçmenin sözleşme taraflarının yararına olacağı belirtilmektedir.

FCA Teslim Şeklinde Konşimento Hususunun Değerlendirilmesi:

Uluslararası ticari işlemlerin yaklaşık yüzde 40’ının gerçekleştiği FCA kuralı ile teslim yönteminde, satıcı gümrük prosedürlerini tamamladığı anda malları belirlenen tarih ve yerde ilk taşıyıcının gözetimine aktarmakta ve bu andan itibaren mallarla ilgili tüm maliyet ve riskler alıcıya geçmektedir. Tüm taşıma türlerinde kullanılabilen FCA teslim şeklinde özellikle denizyoluyla yapılan taşımalarda mallar yüklenmeden satıcının sorumluluğu bitmektedir. Ancak özellikle akreditifli ödeme yönteminde bankalar satıcıdan yükleme bildirimini içeren bir konşimento talep etmekte ve satıcının teslimat yükümlülüğü mallar gemiye yüklenmeden önce tamamlandığından dolayı sorun oluşturmaktadır. Incoterms® 2020, yeni düzenleme ile ek bir seçenek sunmaktadır. Taraflar kabul etmişse, satıcı alıcıdan malların yüklendiğini belirten bir taşıma belgesi içeren bir konşimento talep etme hakkına sahiptir. Böyle bir talepte bulunulduğunda, satıcı yükleme kaydı olan bir konşimento alabilir. Bu durumda satıcı bu konşimentoyu bankalar aracılığıyla alıcıya göndermekle sorumludur.

CIF (Maliyet, Sigorta ve Navlun) ve CIP (Ücretli Taşıma ve Sigorta Ödenmiş) Teslimat Yöntemlerinde Farklı Düzeylerde Sigorta Kapsamı:

Incoterms® 2010 kurallarına göre, CIF ve CIP teslimat kuralları standart bir minimum garantiye sahipti ve dar kapsamlı bir nakliyat sigortasını ifade ediyordu. Incoterms® 2020’de yapılan revizyonlarla, CIP teslimat yöntemiyle sağlanan sigorta teminat limiti “tüm riskler” olarak artırılmış ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça CIF ve CIP teslimat yöntemleri için farklı asgari sigorta garantileri getirilmiştir. CIF teslim şeklinde sınırlı kapsamlı bir sigorta [Örneğin; ICC C Klozu] yeterli iken, CIP Teslim şeklinde satıcının tüm riskleri içine alacak biçimde [Örneğin; ICC A Klozu] bir sigorta yapması zorunlu hale getirilmiştir. Buna ek olarak Incoterms® 2020 kurallarına göre, taraflar satış sözleşmelerinde özel bir düzenleme yaparak her iki dağıtım yöntemi için daha yüksek veya daha düşük bir teminat limiti belirleyebilmektedir.

DAT (Terminalde Teslim Edildi) Kısaltmasını DPU Olarak Değiştirme:

DAT teslim yöntemi “Terminalde Teslim” anlamına gelirken, bu kısaltma Incoterms® 2020 tarafından DPU “Belirtilen Yerde Boşaltıldığında Teslim” olarak değiştirildi. Incoterms® 2010 kurallarında, DAT kısaltması teslimatın yalnızca terminalde yapılabileceği anlamına geldiğinden, teslimatin herhangi bir yerde yapılabileceğini vurgulamak için Incoterms® 2020’de terim değiştirilmiş ve “terminal” terimi kısaltmadan çıkarılmıştır. Bu teslim şeklinin en önemli özelliği eşyanın boşaltılmasını zorunlu tutmasıdır. Incoterms® 2020’ye göre, malların teslimat yeri bir terminal değilse, satıcı malları teslim etmek istediği yerin, malların boşaltılması için uygun olduğundan emin olmalıdır.

Güvenlik ile İlgili Yükümlülükler:

Güvenlik gereklilikleri Incoterms® 2020’de daha ayrıntılı olarak ele alınmakta ve her bir maddeye göre, taşıma ve ihracat / ithalat için gerekli gümrük prosedürlerini düzenleyen hükümler, bu yükümlülüklerin taraflar arasında paylaşılması hükümlerine dahil edilmektedir. Ayrıca Incoterms® 2010’da yer alan “Guidance Notes”ın yerine kullanıcılar için daha kolay şekilde tasarlanmış olan “Explanatory Notes for Users” eklenmiştir. Incoterms® 2020’nin getirdiği yeniliklerden bir diğeri ise, teslimat yöntemleriyle ilgili tüm maliyetlerin “Maliyetlerin Tahsisi” olarak tek bir maliyet listesinde yer almasıdır.

Sonuç olarak Incoterms® 2010 kurallarında malların teslim yeri ve risk geçişleri hususunda karşımıza çıkan sorunların çözümünde önemli revizyonların yapıldığını görmekteyiz. Ayrıca kullanıcılar için açıklayıcı notlar eklenmesi ve örneğin EXW ve DDP teslim şekillerinin uygulaması ile ilgili yapılan açıklamalar ihracatçı ve ithalatçılar açısından yol gösterici olmaktadır.

Bununla birlikte Incoterms® 2020’ye göre Incoterms® 2010’da da olduğu gibi “D”li teslim şekillerinde hâlâ tarafların sigorta konusunda herhangi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Sigorta zorunluluğunun olmadığı DAP, DPU ve DDP teslim şekillerinde satıcı, teslim yerine kadar gümrükleme işlemleri dahil tüm masraflardan sorumludur ve bu masrafları karşılamak zorundadır. Ancak ülkemiz kanunlarına göre ihracat eşyaları FOB değeri, ithalat eşyaları ise CIF değeri üzerinden vergilendirilmektedir. Yani Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye ve sigorta giderleri ile eşyanın giriş liman veya yerine kadar nakliyesi ile ilgili olarak yapılan yükleme ve elleçleme giderleri vergi matrahına dahil edilmektedir. Bununla birlikte “D”li teslim şekillerinde sigorta hususu taraflara bırakıldığı için bu teslim şekillerinin seçilmesi durumunda sigorta konusunun taraflar arasında netleştirilmesi gerekmektedir. Alım satım sözleşmelerinde kullanılacak olan teslim şekillerinin doğru belirtilmesi ve hangi Incoterms® broşürünün esas alındığının belirtilmesi sonradan ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçecektir. Bununla birlikte tarafların göz önünde bulundurulması gereken bir diğer konu ise teslim şekilleri ile ödeme yöntemlerinin uyumlu olması gerektiğidir. Örneğin taraflar sözleşmede FCA teslim şekli ve “Mal Mukabili” ödeme yöntemini seçmeleri durumunda bu ihracatçı açısından bir risk oluşturmaktadır. Şöyle ki; “Mal Mukabili” ödeme yönteminde alıcı, malı teslim aldıktan sonra önceden belirlenmiş olan vadede mal bedelini satıcıya ödemektedir. Diğer taraftan FCA teslim şeklinde satıcının sorumluluğu malı belirlenen yerde taşıma aracına yüklemeden teslim etmektir. Bu durumda söz konusu malın riski ve sorumluluğu alıcıya geçmektedir. Satıcı açısından baktığımızda, malın yolda hasar görmesi, çalınması vb. durumunda alıcı, malı teslim alamadığı için ödemeyi yapmaması söz konusudur. Özellikle uluslararası ticaretin hız ve büyüme trendinde olduğu günümüzde tarafların bu tür riskleri değerlendirmesi önemlidir.

 

Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi ve Lojistik Derneği (LODER) Yönetim Kurulu Üyesi  Dr. Atiye Tümenbatur'un kaleme aldığı Incoterms 2020 ve Getirdiği Değişiklikler konulu yazıya Argemonia dergisinin 16. sayısında ulaşabilirsiniz. Argemonia'nın tüm sayılarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.