Yayınlanma Tarihi: 08 Temmuz 2020

Dijitalleşme Lojistik Sektörünü Yeniden Yapılandırıyor

Argemonia'nın 17. Sayısında Kadın Gözü köşesine konuk olan Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, dijitalleşmenin hem kadının sektördeki yeri hem de pandemi sürecinin oluşturduğu yeni durumlar sebebiyle sektörü yeniden yapılandıracağını ifade ediyor.

Lojistik Derneği (LODER) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı’nın yanında Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Bölüm Başkanı görevini de yerine getiren Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, alanını oluşturan stratejik yönetim ve stratejik karar verme, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm konularının yanına 2000’li yılların başı ile lojistik ve tedarik zinciri konularını eklemiş. Aynı dönemde LODER ile yolları kesişen Büyüközkan, 20 yıla yakın süredir aktif olarak içinde bulunduğu kurumda başkan, başkan yardımcılığı ve genel sekreter gibi farklı görevleri üstlenmiş.

Lojistik sektörünün önde gelen kadın yöneticileri ve yetkin isimlerinden olan Prof. Dr. Büyüközkan’a pandemi sürecinin yarattığı belirsizliklerin ve olumsuzlukların lojistik sektörüne nasıl yansıyacağını ve sektör için çıkış yollarının neler olduğunu sorduk.

Lojistik sektörü ve LODER ile yolunuz nasıl kesişti? Akademik hayatınız bu sürece nasıl yansıyor?

2000’li yılların başında Galatasaray Üniversitesi’nde “pazarlama ve lojistik” tezsiz yüksek lisans programında dersler vermeye başlamış, çalışmalarımda lojistik ve tedarik zinciri konularına yönelmiştim. Aynı dönemde, lisans eğitimimi aldığım İstanbul Teknik Üniversitesi’nden tanıdığım Prof. Dr. Mehmet Tanyaş, LODER ile tanışmamı sağladı ve sonrasında derneğe üye oldum. 2008 yılında ise Mehmet Hocamın davetiyle, LODER Yönetim Kurulu’na girdim ve bugüne kadar başkan, başkan yardımcılığı ve genel sekreter görevlerinde bulundum.

Akademik çalışmalarımın büyük bir bölümünün odak noktası endüstriyel problemlere çözüm getirecek yaklaşımlar ve araçlar önermek oldu. Sektörün içinde olmam işin mutfağını bilmemi ve ihtiyaçları daha iyi tespit edebilmemi sağladığından, benim için avantaj yaratıyor. Çalışmalarımın, önerdiğim model ve çözümlerin endüstride uygulandığını ve şirketlere değer kattığını görmekse çok büyük keyif veriyor.

Lojistik sektöründe kadın olmanın hâlâ zor olduğu dillendiriliyor ama son yıllarda hem sektörde hem de yönetici pozisyonunda kadın sayısı artmaya başladı. Bu “eril sektör” ön yargılarının temelinde yatan asıl faktörler neler sizce?

Günümüzde sadece Türkiye’de değil, gelişmiş ülkelerde de sektörden bağımsız kadın yöneticilerin sayısı erkek yöneticilerin sayısına oranla çok düşük. Örneğin Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama olarak kadın yöneticilerin sayısı erkek yöneticilerin üçte biri kadar. Yine kadın yöneticilerin aldıkları maaşlar erkek yöneticilere göre daha düşük.

Lojistik, operasyonel faaliyetlerin yoğun olduğu bir sektör. Yönetim kademelerinde ve planlama faaliyetlerinde kadın erkek fark etmese de taşımacılık ve depo operasyonları gibi pozisyonlarda erkek çalışanlar bulunuyor. Dolayısıyla çalışanların sadece erkek olduğu birimlerin yönetiminde de erkekler tercih ediliyor.

Ancak günümüzde lojistikte operasyonel faaliyetler, tedarik zinciri bütünsel bakış açısıyla ve teknolojiyle destekleniyor. Dolayısıyla, bu yenilenen iş modellerinde kadınlar kendilerine daha fazla iş imkanı bulabiliyor. Özellikle doğaları gereği bugünle birlikte geleceği çok daha fazla düşünerek karar vermeleri ve inisiyatif almaları yönetici pozisyonundaki kadınlar için büyük avantaj sağlıyor, şirketlerin iş sürekliliğini ve sürdürülebilir başarısını destekliyor. Sektörde kadınlara daha çok imkân verilirse önemli başarılara imza atacaklarına inanıyorum.

 

 

Otomasyon ve teknoloji entegrasyonu, özellikle operasyonel işlerin yapım biçimini değiştireceğinden lojistik sektöründe erkek egemen çalışan profilinde de değişiklik olabilecek ve kadınlara yönelim artacaktır.

 

LODER olarak yaptığınız çalışmalar içinde kadına yönelik ne gibi çalışmalar yer alıyor?

LODER olarak, kadın erkek ayırımı yapmadan sektöre, sektörün geleceğine değer katacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin sektörün kaliteli hizmet üretmesine referans olması için Lojistik Sistem Standartları’nı geliştirdik. Yetişmiş insan kaynağını desteklemek adına dört yıldır devam eden Lojistik Eğitim Standartları çalışmalarımız, Türkiye’de tedarik zinciri yönetimini ve yöneticilerini ön plana çıkarmayı hedefleyen Tedarik Zinciri Profesyonelleri Kulübü gibi faaliyetlerimiz var. Düzenlediğimiz veya ortak düzenleyicisi olduğumuz konferans, etkinlik ve eğitimlerle yöneticilere, sektör çalışanlarına ve firmalara destek olmaya çalışıyor, sektörde lojistik ve tedarik zinciri yönetimi faaliyetlerine yön verecek projelere odaklanıyoruz.

Son yıllarda yapılan anketler, dijital gelişmelerin kadınlar nezdinde daha fazla kabul gördüğünü belirtiyor. Sizce, dijitalleşme lojistik sektöründe kadının rolünde nasıl bir evrilme yaşatacaktır? Ve dijitalleşmenin genel olarak lojistik sektörüne ve tedarik zincirine etkisi nasıl olacaktır?

Çalışmaların mekândan ve zamandan bağımsız yürütülebilmesi, iş ve özel hayatında denge sağlamaya çalışan kadınların kariyer gelişimi için fırsatlar sunuyor. Otomasyon ve teknoloji entegrasyonu, özellikle operasyonel işlerin yapım biçimini değiştireceğinden lojistik sektöründe daha evvel değindiğimiz erkek egemen çalışan profilinde de değişiklik olabilecek ve kadınlara yönelim artacaktır. Benzer şekilde dijital teknolojilerin entegrasyonuyla çevik yönetim modelleri ve liderlik ön plana çıkıyor. Kadınların liderlik konusundaki yetkinlikleri onları avantajlı hale getirebilir. Ayrıca teknoloji kullanımına dayalı esnek çalışma iş modeline geçildiğinde maaşlar ve sosyal haklarda cinsiyet farkından kaynaklanan eşitsizlikler de ortadan kalkabilecektir.

Dijitalleşme ile birlikte lojistik sektöründeki birçok iş modelinin yeniden yapılandırıldığını veya sektöre yönelik yeni iş modellerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Büyük veri, nesnelerin interneti, sanal ve artırılmış gerçeklik, insansız araçlar, eklemeli üretim veya 3 boyutlu yazıcılar, blok zincirleri gibi dijital teknolojiler son yıllarda lojistik sektöründe fazlasıyla gündemde. Lojistik ve tedarik zincirlerinin analitik incelenmesi ile birlikte firmalar dijital dönüşümlerini gerçekleştirmeye çalışırken bu teknolojileri işlerine en yüksek faydayı sağlayacak şekilde entegre etmeye çalışmakta. Dijitalleşmeyle birlikte entegre planlama ve uygulama, lojistik şeffaflık, yeni nesil satın alma, akıllı depolama, etkin yedek parça yönetimi, e-ticaret lojistiği, lojistik ve tedarik zinciri analitiği ve akıllı lojistik ile tedarik zinciri yapılarını gözlemliyoruz. Özellikle pandemi süreci, her sektörde olduğu gibi lojistik sektöründe de dijitalleşmenin önemini bir daha gösterdi. Zira dijitalleşmede, öncü ve farklılaştırıcı rekabet avantajı sağlayacak hız, esneklik, etkinlik, maliyet tasarrufu, performans artışı ve kaynakların verimli kullanılması gibi önemli fırsatlar ve kazanımlar bulunmakta. Burada dijital dönüşüm gerçekleştirmek isteyen firmalara uyarımız, mevcut durumlarını ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak bilinçli ve mümkünse bir uzman eşliğinde bu dönüşümü gerçekleştirmeleri ve teknoloji yatırımları yapmalarıdır.

 

İlk aşamada salgın krizi döneminin en az hasarla atlatılabilmesi için dirençliliği artırıcı bir liderlik sergilenmesi ve lojistik ile tedarik zincirlerinin daha dirençli hale getirilmesi öncelik haline gelmiştir.

 

Pandemi süreci lojistik sektörünü ne şekilde etkiledi? Bundan sonraki süreç sizce nasıl olacak?

COVID-19 salgını; talep, istihdam, finansal piyasalar gibi iş hayatındaki pek çok hususla birlikte tedarik zincirlerinin direncini de etkilemiştir. Krizin son derece karmaşık ve önceden tahmin edilemeyecek şekilde geniş kapsamlı olması nedeniyle, belirsizliğin yoğun olduğu bu dönemi yönetmek için uygulanacak planlar, şirketlerin iş sürekliliği ve varlıklarını sürdürmeleri için kritik öneme sahip durumdadır. Bu bağlamda ilk aşamada kriz döneminin en az hasarla atlatılabilmesi için dirençliliği artırıcı bir liderlik sergilenmesi ve lojistik ile tedarik zincirlerinin daha dirençli hale getirilmesi öncelik haline gelmiştir.

Salgının endüstrilere ve şirketlere etkisi, faaliyet gösterdikleri uçtan uca tedarik zincirine ve içinde bulundukları ekosisteme göre değişik oldu. Bazı şirketler daha sınırlı etkilenirken, çoğu firmada operasyonel zayıflıklar ön plana çıktı. Hızlı ve proaktif olarak verilen makul ve uygulanabilir kararlar ile tedarik zincirlerine daha fazla hareket alanı ve seçenek sunmak mümkün oldu. Bu hususlar, şirketlerin yaşanan kriz döneminde tepkisel biçimde uyguladıkları çalışmalardı.

Bundan sonraki süreçte, şirketlerin tedarik zinciri kesintileriyle mücadele etmek, lojistik ve iş gücü sıkıntılarını aşmak, pazara ürün tedarikini sağlamak için yerel ve küresel tedarik kaynaklarının potansiyelini iyi değerlendirmeleri, daha iyi görünürlük sağlamaları ve daha evvel değindiğimiz dijital iş çözümlerinden daha fazla faydalanmaları gerekir. Benzer şekilde değer yaratıcı sürdürülebilir bir başarı için, şirketlerin lojistik yapılarına ve tedarik zincirlerine proaktif şekilde yaklaşmaları ve bu sistemlerin olgunluk seviyelerini yükselterek daha dirençli sistemler tasarlamaları gerekir.

Şirketler size göre nasıl dirençli lojistik ve tedarik zinciri yapıları tasarlayabilirler?

Öncelikle firmaların içinde bulundukları sektörü ve rakiplerini de dikkate alarak lojistik ve tedarik zinciri yapılarını sorgulamaları, zincirin kırılganlıkları ile mevcut ve alternatif tedarikçilerin potansiyelini değerlendirmeleri, zayıflık yaratan veya tehdit oluşturan unsurları azaltacak önlemleri alarak lojistik ve tedarik zincirlerini yeniden yapılandırılmaları gerekmektedir. Yeni süreçler, araçlar, ileri teknolojiler, anahtar performans ölçütleri ve organizasyonel yapılanmalar ile tedarik zincirleri daha dayanıklı hale getirilebilir.

Paydaşlarla sürekli iletişim ve iş birliği içinde olmak , diğer önemli bir husustur. İşletmeler fonksiyonel entegrasyon ve izlenebilirlik seviyesinin düşük olduğu yaygın tedarik zincirinden, daha bütünleşik, daha iş birliği yoğun ve daha zeki tedarik yönetimi modellerine geçmeye başlamalıdır. Nitekim uçtan uca tedarik zincirinde verilerin paylaşımı ile görünürlüğü ve karar vermenin isabet derecesini artırmak üzere karmaşık senaryo analizleri yapmak, tedarik zincirlerini güçlendirmeye ve dirençlerini artırmaya yardımcı olacak unsurlardır.

Çevik lojistik ve tedarik zincirleri, talep veya arzdaki öngörülemeyen değişikliklere hızlı bir şekilde adapte olunmasını sağlayarak, lojistik ve tedarik zincirlerinin sağlamlığını destekler. Çevikliği artırmanın anahtarı ise gerçek zamanlı görünürlük ve hız ile tedarik zinciri yapısı, süreçleri ve yönetimine esneklik kazandırmaktır. Bu süreçte uygun dijital teknolojiler, lojistik ve tedarik zinciri süreçleri ile bütünleştirilmelidir.

Şirketlerin tedarik zincirinin direncini artırmada kullanabilecekleri bir başka yaklaşım, tüm lojistik ve tedarik risklerinin ön alıcı bir şekilde yönetimini ve risk yönetimi kültürünü temel alan bütünsel bir lojistik ve tedarik zinciri süreklilik yönetimi programını kurumsallaştırmalarıdır. Lojistik ve tedarik zinciri direnci düşük olan işletmeler başarısız olmaya mahkûmdur.

 

Firmaların, sürdürülebilir başarı için dijital dönüşüm ve tedarik zincirlerindeki çeşitlenmenin yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik ile iklim değişikliği konularına da ajandalarında öncelik vermeleri gerekmektedir.

 

Son olarak sektörün geleceğine yönelik neler eklemek istersiniz?

Pandemi sürecinden yoğun etkilenen lojistik sektöründe zorunlu olarak iş yapış modellerinde ve uygulamalarında değişiklikler gözlemlendi. Örneğin firmaların tedarik zincirlerinde yerel firma alternatiflerini daha yoğun değerlendirmeleri gerekti. İş birliği, iletişim ve kaynak kullanımı etkinleştirildi.

Teknoloji birçok alanda sürükleyici rol oynadı, her yerden güvenli bir şekilde çalıştırılabilecek self servis iş süreçleri oluşturulmaya çalışıldı. Bu süreçte deneyimlenen ve avantajları görülen çalışma modellerini bundan sonrası için kalıcı hale getirmek ve öğrenilen dersleri ön plana çıkarmak gerekmektedir. Ayrıca firmaların sürdürülebilir başarı için tüm bunların yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik ile iklim değişikliği konularına da ajandalarında öncelik vermeleri gerekmektedir.

 


Lojistik Derneği (LODER) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Bölüm Başkanlığı görevini de yerine getiren Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan ile yapmış olduğumuz röportajın tamamına Argemonia dergisinin 17. sayısından ulaşabilirsiniz. Argemonia'nın tüm sayılarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.