UTİKAD’da eşitliğin ilk olarak fikirlere saygı ve dinleyerek başladığını ifade eden UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşem Ulusoy, derneğin işte eşit kadın noktasında önemli bir rol model görevi üstlendiğini söylüyor.

Eskiden bu yana erkek egemen bir sektör olarak tanımlanan lojistik sektörü için bu durumun 25 yılda tersine dönmeye başlamakla beraber, asıl sorunun sektörün eril olmasının değil, böyle yaftalanması olduğunu ifade eden UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşem Ulusoy, sektörün erkekler için de yeterince zor olduğunu söylüyor. Mücadeleci tarafı yüksek, pes etmeyen, çözümcül yaklaşan ve dinamik bir yapıya sahip olan herkesin bu sektörde eşit bir yerde olduğunu vurgulayan Ulusoy, “Ben kadın olmanın dezavantajını değil, avantajını yaşadım” diyor.

Önce biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Sektöre nasıl girdiniz ve ne kadar senedir sektörün içerisindesiniz?

Lojistik sektörü aslında benim için beklenmeyen bir plandı. Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Lojistik sektörü ile üniversitenin kariyer yönlendirme etkinliklerinden birinde tanıştım ve o etkinliğe konuşmacı olarak gelen isimlerden birinin firmasında sektöre “merhaba” dedim. Bölümde okurken akademisyenlik kariyeri düşünüyordum ama asıl istediğim farklı operasyonel süreçleri olan, zaman yönetimi yaptıran, sonuç odaklı bir meslekti.

1995 senesinde, okulu bitirdikten bir hafta sonra lojistik dünyasının içine girdim ve üzerinden 25 sene geçti. Bu çeyrek asırda, sektörün çok farklı evrelerine, gelişim süreçlerine tanık oldum. Fakslardan, telesekreterlerden dijital dönüşümün yaşandığı bir çağa geldik. Lojistik; aktif, dinamik, her daim aksiyonlarla dolu bir alan. Onunla beraber sürekli yenilenmeniz, gelişmeniz ve hedefçi olmanız gerekiyor. Tüm bu kararlı yapısı, beni kendi içinde tutmayı başardı ve iyi ki de kalmışım diyorum.

Hiç şikayetçi olmadınız mı? “Eril” bir yapıya sırtını dayayan bu sektörün, kadınlar için hep zor olduğu ifade edilir. Bu anlayışla karşılaştınız mı?

Ben, bu bahsedilen hakimiyetin geçen 25 sene içinde kademeli olarak eridiğine tanık oldum. Elbette, kadınlar için zor tarafları hâlâ var ama bu diğer sektörlerde de olduğu kadar ve hep aynı şekliyle var. Lojistiğin yarattığı özel bir “erillik”ten bahsedilebileceğini sanmıyorum. Lojistiğin diğer sektörlerden ayrılmış tarafı, erkek unvanının verilmiş olması. Lojistik sadece kadınlar için değil, erkekler için de çok zor bir sektör ki, bana soracak olursanız, kadınlar bu alanda daha avantajlı. Detaycılık, planlı hareket etme, hızlı karar alıp hayata geçirme, sonuç odaklı olma, takım çalışmasına yatkın olma gibi vazgeçilmez özelliklerimiz, tüm bunları zorunlu kılan sektör için kadını ön plana çıkarıyor. Ben, bu alanda ve hatta genel olarak kadınları daha becerikli buluyorum. Kendim için de sektörde bu kadar uzun süre var olabilmemin ve yükselişimdeki temel avantajın kadın olmamdan kaynaklı olduğunu söyleyebilirim. Kaldı ki, çoğu zaman eleştiri konusu olan kadının “anaç” tarafının sorunu çözmede büyük bir etkisi var. Biz, bu tarafımızla problem yaratmayı ya da büyütmeyi değil, sorunu çözmeyi sağlıyoruz.

Sektörde şu anda üst düzey ve orta düzey kademelerde kadın yönetici sayısı hâlâ yeterli sayıya sahip değil; yüzde 18 ancak bu sayının özellikle lojistik bölümlerinden mezun olan kadınlarla birlikte gittikçe arttığını düşüyorum. Önemli olan pes etmemek, direnmek.

Aynı zamanda UTİKAD yönetim kurulundasınız. UTİKAD diğer kuruluşlara örnek olabilecek yapıda kadın erkek eşitliğini sağlayan ve buna özen göstermeye çalışan birliklerden bir tanesi. Bu tarafı nasıl değerlendiriyorsunuz?

UTİKAD her şeyden önce, kişilerin birbirini dinlediği ve görüşlere saygının duyulduğu bir yer. Biz eşitliğe, buradan başlıyoruz.

Temel amacımız sektörün gelişimini ve ilerleyişini desteklemek, yol göstermek olsa da her anlamda örnek olmaya gayret gösteriyoruz çünkü bir rol model olduğumuzun farkındayız. STK’lar içinde “işte eşit kadın” sertifikasını alan ilk kuruluşuz. Yönetim kademesinde çok sayıda kadın bulunuyor. Burada örnek olmak istediğimiz temel mevzu, yönetim kademelerindeki kadın sayısını artırmak ve bu artışın beraberinde getirdiği artıları canlı olarak göstermek.

UTİKAD olarak ne gibi çalışmaların içinde yer alıyorsunuz? Özellikle Kapıkule’deki insani sorunların dile getirilmesi ve çözüme kavuşması noktasında çok fazla katkınız oldu. Bu, işin anaç tarafı mıydı?

Karayolu Çalışma Grubu Başkanı olarak ekibimle beraber önemli çalışmalara imza attık. Kapıkule Eylem Planı bunlardan biri. İşin uluslararası ticari boyutunun yanında bizim üzerine düştüğümüz insani tarafı da büyük bir önem taşıyor. Bir filo yöneticisi olarak ben daha ziyade şoförlerle irtibat halindeyim, burası işin mutfağı. Yaşadığı sıkıntılara çözüm bulmak benim alanımın bir parçası. Bu da doğal olarak işin insani boyutuna yönelmeme sebep oldu. Evet, buna anaç bir durum diyebilirsiniz ama ben daha çok verimlilik, kalite, zaman ve maliyet performansını etkin kullanma diyorum. Bu kriterler doğrultusunda durumu bakanlığımıza ilettik ve onlar da Kapıkule Eylem Planı’nı başlattı. Şu anda süreç devam ediyor. Şartlar halen kötü durumda ama her şeyin düzeleceğine ve çok iyi olacağına inanıyorum.

Kapıkule Eylem Planı’nın dışında dijital dönüşüm de üzerinde ehemmiyetle durduğumuz konu oldu. Bugün tüm dünya big data, nesnelerin interneti, blockchain, e-ihracat, robotlaşma gibi konular üzerinde duruyor. Dünya üzerindeki tüm sektörlerle birlikte hareket eden, onların çıktılarını ve yansımalarını dünyanın dört bir yanına taşıyan lojistik sektörünün bunlardan ayrı hareket etmesi düşünülemez. Sektörümüz dijitalleşme konusuna en hızlı adapte olan sektörlerin başında geliyor ve bunun daha da ilerletilmesi için UTİKAD olarak önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz.

Dijitalleşme sizin nezdinizde özellikle çok fazla dillendiriliyor. Geç kalma tedirginliği mi bu?

Diğer sanayi devrimlerinde ülke olarak geç kaldık. Bunun zorluklarını da geriden takip ederek, öncü olamayarak, pazarlardan daha az pay alarak ödedik. Bu sebeple de startını veren Endüstri 4.0’ın takipçisi değil, öncüsü olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu, sürdürülebilir bir büyüme için de kilit bir unsur. Ülkemizde bu dönüşümün lideri olabilecek, yol gösterici rolünü üstlenebilecek çok yetenekli gençler, insanlar var.

Dünyada ticaret var olduğu sürece, lojistik olmaya devam edecek ama dün nasıl bugünkü gibi işlemiyorsa, yarın da şu anki gibi işlemeyecek. Fakslardan tek tuşlara geldik. Bunun yarını ışınlanma ise buna hazır olmalıyız. Hazır olmadığımız her süreç, ekonomik birer kayıp olarak ihracatımıza, büyümemize yansıyacaktır.

Lojistik sektöründen mezun gençlerin artırılması gerekliliğinin önem kazandığı son yıllara tezat anlatımlarınız multidisipliner bir sektöre çıkıyor…

Elbette, lojistik alanında hizmet veren okullardan mezun kalifiye elemanlara ihtiyaç var ama bunu neden sadece “lojistik eğitimi” olarak sınırlıyoruz. Ben lojistik eğitimi almadım, UTİKAD Başkanı da makine mühendisliği mezunu. Neden bu sektöre elektronik, yazılım, makine mühendisi, ekonomi fakültesi mezunu insanlar gelmesin ki? Burada dikkat etmemiz gereken konu, sektörü doğru anlatmak, öğretmek. Dediğim gibi, lojistik, içinde ticaretin olduğu tüm sektörlere hitap ediyor. Hatta diğer sektörler için de bu yapılabilir, bir örnek teşkil edilecekse lojistik en doğru platform diye düşünüyorum.

Son olarak, 2020’de lojistik sektörü için nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?

2020’nin genel olarak bekle-gör yılı olacağını düşünüyorum. Ancak genel tavrımı soracak olursanız, ümitsiz değilim. 25 sene içinde pek çok kriz atlatmış, bu krizlerden karlı çıkmayı bilmiş biri olarak yineleyebilirim ki, krizi doğru yönetebilirseniz, büyürsünüz. Elbette temkinli olmak lazım ama bunu yaparken de çözüm üreten tarafta olmak gerekiyor. Zor iki sene oldu, sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için. Ancak önümüzdeki dönemle beraber güzel şeyler olacağına inanıyorum. Toparlanma başlayacaktır. Her açıdan donanımlı bir ülkedeyiz. Burası transit bir bölge. Bunu yönetmeye başladığımız an zaten muazzam rakamlardan bahsediyor olacağız.

UTİKAD Yönetim Kurulu Üyesi ve ATC Grup Genel Müdürü Ayşem Ulusoy ile yapmış olduğumuz röportajın tamamına Argemonia dergisinin 16. sayısında ulaşabilirsiniz. Argemonia'nın tüm sayılarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.